Ekleyen Kanal: Starlar:

İzci Kampında Zenci Delikanlı Arkadaşının Annesini Sikiyor Bölüm 2
Ertesi sabah, ormanın kucağında, sis henüz dalların arasından tam dağılmamışken, çadırların içinden hafif homurtular ve esnemeler yükselmeye başladı. Nate, Mighty Dee (Billy) ve Nick Strokes (Paul), eski izci üniformalarını hâlâ üzerlerinde, dün geceki heyecanlı olayların yorgunluğuyla uyanıyorlardı. Kamp ateşi sönmüş, küller hâlâ hafifçe tütüyordu. Nate’in yüzünde hâlâ dün geceki şok ve utancın izleri vardı; üvey annesi Sienna Rae’nin ansızın ortaya çıkışı, arkadaşlarının önünde onu “mama’nın oğlu” konumuna düşürmüştü. Ama asıl sürpriz, Sienna’nın getirdiği “doğum günü hediyesi”ydi ve o hediye, gece boyunca Nate’in aklını başından almıştı. Şimdi ise herkes, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu.Billy, kahve makinesini kurarken aklına dün geceden önceki bir anı geldi. Flashback moduna geçti zihni: Kamp gezisinden birkaç hafta önce, Nate’in evine uğramıştı. Kapıyı Sienna açmıştı; üzerinde ateş kırmızısı dantelli bir iç çamaşırı seti, göğüsleri taşacak gibi kabarmış, kalçaları kıvrımlı bir davetiye gibi duruyordu. “Billy, tatlım, içeri gel,” demişti yumuşak, baştan çıkarıcı bir sesle. Yatak odasına kadar onu sürüklemiş, kapıyı kapatıp aynanın karşısına geçmişti. “Nate’in doğum günü için özel bir planım var,” diye fısıldamıştı. “Bu kampta onlara sürpriz yapacağım. Ama sen kimseye söylemeyeceksin, tamam mı? Özellikle Nate’e… Onu şaşırtmak istiyorum.” Billy’nin kalbi deli gibi atmıştı; Sienna’nın eli omzuna değmiş, dudakları kulağına yaklaşmıştı. “Söz ver bana, Billy. Bu bizim küçük sırrımız.” Billy yutkunmuş, başını sallamıştı. O an, Sienna’nın sıcak nefesi boynunda dolaşırken, aklından bin türlü düşünce geçmişti. Şimdi, kamp ateşinin başında otururken, o sözü tuttuğu için hem gurur hem de suçluluk duyuyordu.Gün ilerledikçe grup, uzun bir doğa yürüyüşüne çıktı. Ormanın derinliklerinde saatlerce yürüdüler; kuş sesleri, yaprak hışırtıları ve ara sıra esen rüzgâr eşliğinde. Nate ile Paul arasında ufak bir tartışma çıktı; eski bir rekabet, kimin daha iyi kamp kurduğu üzerine. Sienna araya girdi, sakin ama otoriter bir tavırla: “Hadi çocuklar, siz ikiniz gidin çadırları toparlayın, barışın da. Ben Billy ile burada kalıp ateşi yakarım.” Nate ve Paul homurdanarak uzaklaşırken, Sienna’nın gözleri Billy’ye kaydı. Bakışlarında dün geceki ateş hâlâ yanıyordu.Kamp alanına döndüklerinde hava serinlemişti. Çadırlar hazırlandıktan sonra, Sienna Billy’yi elinden tutup en uzak çadıra doğru çekti. Kapakları açarken eğildi; khaki pantolonunun içindeki dolgun, yuvarlak kalçaları Billy’nin gözüne öyle bir çarptı ki, adamın nefesi kesildi. O görüntü, riski unutturacak kadar güçlü bir teşvikti. Billy tereddüt etmeden içeri girdi. Çadırın fermuarı kapanır kapanmaz dudakları buluştu; ateşli, aç öpüşmeler. Billy’nin elleri Sienna’nın beline sarıldı, ama bir an duraksadı. “Ya duyarlarsa?” diye fısıldadı endişeyle.Sienna gülümsedi, parmağını Billy’nin dudaklarına koydu. “Sessiz olacağız, merak etme. Her şey yolunda.” Billy’nin gözleri parladı: “Ama sen boşaldığında fazla ses çıkarma, tamam mı?” Sienna kahkaha attı, kısık sesle: “Söz veriyorum, ama sen de kendini tutamayacaksın bak gör.” Pantolonunu yavaşça indirdi; altında hiçbir şey yoktu! Çıplak, pürüzsüz amı, ıslak ve davetkâr bir şekilde parlıyordu. Billy diz çöktü, yüzünü o sıcaklığa gömdü. Diliyle nazikçe gezindi önce; sonra daha cesur, daha derin. Sienna’nın eli saçlarında dolaştı, rehberlik etti. “Dilini korkma kullanmaktan, bebeğim,” diye inledi usulca. “Benim küçük oğlum olmak ister misin? Annenin tadını iyice al, hadi.” Billy’nin dili hızlandı; klitorisini emiyor, dudaklarını yalıyor, içindeki her noktayı keşfediyordu. Sienna’nın kalçaları ritmik bir şekilde hareket ediyor, inlemelerini bastırmak için dişlerini sıkıyordu.Dışarıda Nate ve Paul çadırlarla uğraşırken, içerideki hava giderek ısınıyordu. Sienna’nın göğüsleri bluzunun altında kabarıyor, nefesleri hızlanıyordu. Billy’nin elleri kalçalarını sıkıca kavradı, dili daha da derinlere daldı. Sienna’nın vücudu titremeye başladı; zevkin doruklarına yaklaşırken, Billy’ye daha sıkı sarıldı. “Evet, işte böyle… Annenin bebeği sensin,” diye fısıldadı boğuk bir sesle. O an, ormanın sessizliğinde, sadece onların nefesleri ve hafif inlemeler duyuluyordu.Sahne, tutku dolu bir şekilde devam ederken, kamera yavaşça dışarı kaydı; kamp ateşi yanıyor, kuşlar ötüyor, ama içerideki sır, kimsenin haberi olmadan alev alev yanıyordu. Nate ve Paul’un barışması, Sienna’nın Billy ile yaşadığı bu gizli buluşmayla tezat oluşturuyordu. Hikâye, gerilim ve arzuyla doluydu; Part 3’te neler olacağı merakla bekleniyordu. Acaba sırlar açığa çıkacak mıydı? Yoksa bu orman, daha fazla yasak zevke mi tanıklık edecekti?

Yorumlar kapatıldı.