Ekleyen Kanal: Starlar:

Latin Üvey Kardeşim Sikime Sürtünüyor

Odanın loş ışığında, kızın sesi yumuşak ama ısrarcı bir tınıyla havayı doldurdu; sanki kelimeleri uzun zamandır içinde tutmuş, şimdi dışarı bırakmanın tam zamanıymış gibi. Kanepeye yaslanmış oturuyordu, bacakları hafifçe çaprazlanmış, parmakları telefonunun kenarını okşarken gözleri delikanlının yüzünden ayrılmıyordu. „Benimle takıl,“ dedi usulca, dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi, ama o gülümseme masum değildi; içinde hem davet hem de meydan okuma vardı. Delikanlı başını çevirdi, pencereye doğru baktı, dışarıdaki karanlık sokak lambalarının titrek ışığı yüzüne vuruyordu. Kalbi hızlı atıyordu, boğazı düğümlenmişti. „Neden olmasın ki?“ diye devam etti kız, sesini biraz daha alçaltarak, sanki sır paylaşıyormuş gibi. „Geçen haftaki parti yüzünden mi kaçıyorsun benden?“ Bir an durdu, gözlerini kırpmadan ona baktı. „Ama sen de beğendin. Yalan söyleme kendine.“ Hatıra zihninde canlandı birden: loş ışıklar, yüksek müzik, kalabalığın arasında sıkışmış bedenler, alkolün verdiği cesaretle başlayan dokunuşlar… Sonra mutfağın köşesinde, kimsenin görmediği bir anda dudaklarının birbirine değmesi, ellerin beline dolanması, nefeslerin karışması. O an her şey çok hızlı, çok yasak, çok heyecan vericiydi. Kız şimdi doğruldu, yavaşça yanına yaklaştı; parfümünün tatlı kokusu burnuna doldu, sıcaklığı tenine değecek kadar yakındı. „Daha fazlasını denemek istemiyor musun?“ diye sordu, parmağını delikanlının koluna hafifçe sürdü, tırnağı deride küçük bir iz bıraktı. „Ben istiyorum. Aklımdan çıkmıyor o gece. Uyurken bile düşünüyorum seni, nasıl titrediğini, nasıl baktığını…“ Sesinde samimi bir arzu vardı, ama aynı zamanda kontrolcü bir ton; sanki bu oyunun kurallarını o koyuyordu. Delikanlı yutkundu, cevap veremedi. İçinde fırtına kopuyordu: utanç, suçluluk, ama hepsinin üstünde bastıramadığı bir istek. Kız elini onun çenesine koydu, nazikçe yüzünü kendine çevirtti. Göz göze geldiler; onun gözlerinde kararlılık, meydan okuma, belki de biraz kırılganlık vardı. „Tek istediğim,“ diye fısıldadı, sesi neredeyse duyulmayacak kadar alçaktı, „üvey kardeşimi iyi hissettirmek. Seni mutlu etmek. Sana dokunmak, seni öpmek, seni…“ Kelimeyi tamamlamadı, ama bakışları her şeyi söylüyordu. Oda birdenbire çok sessizleşti; sadece saatin tik takları ve ikisinin hızlanan nefesleri duyuluyordu. Delikanlı ellerini yumruk yaptı, sonra açtı, ne yapacağını bilemedi. Kız gülümsedi, bu kez daha yumuşak, daha davetkâr. „Korkma,“ dedi, „kimse bilmeyecek. Bu bizim sırrımız. Geçen seferki gibi… ama bu sefer daha iyi, daha derin.“ Parmakları onun saçlarına daldı, yavaşça okşadı. „Hadi,“ diye teşvik etti, „benimle gel. Yatak odasına gidelim. Sana göstereyim ne kadar iyi hissettirebileceğimi.“ Delikanlı hala tereddüt ediyordu, ama vücudu ona ihanet ediyordu; kalbi deli gibi çarpıyor, teni ateş gibi yanıyordu. Kız ayağa kalktı, elini uzattı. „Gel,“ dedi tekrar, sesinde hem emir hem yalvarış vardı. „Bırak o partiyi geride kalalım. Şimdi yeni bir başlangıç yapalım. Sen ve ben… sadece ikimiz.“ Elini tuttu delikanlı, titreyen parmaklarla. Kız onu yavaşça çekti, koridora doğru yürüdüler. Kapı arkalarından kapandığında, dünya dışarıda kaldı. İçeride sadece onların nefesleri, dokunuşları, yasak ama karşı konulmaz arzuları vardı. Ve o gece, her şey değişecekti; bir daha geri dönüşsüz bir şekilde. Kız kapıyı kilitledi, ışığı kıstı, sonra dönüp ona baktı. „Şimdi,“ dedi gülümseyerek, „bana bırak kendini. İyi hissetmek için buradayım… senin için.“

Yorumlar kapatıldı.