Üvey Annemi Yatarken Sikiyorum Şoka Giriyor
Genç adamın o akşam eve dönerken yaşadığı panik, hayatının en beklenmedik gecesine dönüşecekti. Anahtarlarını kaybettiğini fark ettiğinde saat gece yarısını çoktan geçmişti. Kapının önünde birkaç dakika aptal aptal durduktan sonra çaresizce annesinin –yani üvey annesinin– kapısını çaldı. Melissa, kırklı yaşlarının başında, yıllardır evde yalnız yaşayan, formunu koruyan, dolgun hatlara sahip bir kadındı. Kapıyı açtığında üzerinde ince, saten bir gecelik vardı; uykulu gözleri oğlunun telaşlı haline şaşırdı. “Anahtarlarımı kaybettim… Bu saatte çilingir bulamam, içeri giremiyorum,” dedi çocuk neredeyse yalvarırcasına. Melissa bir an düşündü, sonra iç çekerek “Tamam, gel içeri. Ama sadece bu gece. Yarın sabah ilk iş anahtar meselesini halledersin,” dedi.Ev sessizdi, sadece mutfaktaki buzdolabının hafif vızıltısı duyuluyordu. Melissa yedek battaniye ve yastık getirdikten sonra salondaki koltuğu işaret etti ama oğlan utangaç bir sesle “Orası çok küçük… sırtım ağrır sabaha kadar. Senin yatağın büyük, paylaşsak olmaz mı? Yani… sadece uyuruz,” diye mırıldandı. Melissa kaşlarını kaldırdı, dudaklarında hafif alaycı bir gülümseme belirdi. “Paylaşmak mı? Sen ciddi misin?” diye sordu ama sesinde garip bir merak da vardı. Yıllardır kimseyle aynı yatağa girmemişti ve bu yasak fikri nedense içini titretiyordu. “Peki,” dedi sonunda, “ama sınırlarını bil. Dokunmak yok.”Yatağa uzandıklarında ikisi de gergindi. Melissa sırtını dönmüş, ince geceliği kalçalarının üzerinde gerilmişti. Karanlıkta nefes alış verişleri bile duyuluyordu. Oğlan bir süre tavana bakarak yattı, sonra yavaşça yana kaydı. “Üşüdüm,” diye fısıldadı yalan bir bahane ile. Kolunu annesinin beline doladı. Melissa irkildi ama çekilmedi. “Sana dokunmamıştım demiştim,” dedi kısık sesle, fakat sesi titriyordu. Oğlanın eli yavaşça yukarı kaydı, geceliğin altından çıplak tenine değdi. Melissa’nın nefesi kesildi. “Dur…” dedi ama kelime boğazında kaldı. Oğlanın dudakları boynuna değdiğinde direnci kırıldı.Bir anda roller değişti. Melissa döndü, oğlunun üzerine çıktı. “Madem bu kadar cesaretin var,” diye fısıldadı, “o zaman sonuna kadar gidelim.” Geceliğini sıyırıp attı. Dolgun göğüsleri loş ışıkta sallanıyordu. Oğlanın elleri hemen onları kavradı, dudakları meme uçlarını buldu. Melissa inleyerek başını geriye attı. “Bunu sen istedin… şimdi durmak yok,” dedi ve oğlanın pijamasını aşağı sıyırdı. Sertleşmiş erkekliği eline aldığında ikisi de aynı anda inledi. Yavaşça üzerine oturdu, kendini santim santim ona bıraktı. Sıcak, ıslak ve sıkıydı. İkisi de yılların birikmiş cinsel açlığını aynı anda boşaltıyordu sanki.Hareketler önce yavaş, sonra giderek vahşileşti. Melissa kalçalarını ileri geri oynatırken oğlan altından güçlü darbelerle karşılık veriyordu. Yatak gıcırdıyor, inlemeler odayı dolduruyordu. “Daha sert… lütfen,” diye yalvardı Melissa. Oğlan doğruldu, onu sırtüstü yatırdı ve bacaklarını omzuna aldı. Derinlere girdiğinde Melissa’nın tırnakları sırtına geçti, acı ve zevk karışımı bir çığlık attı. Ritm hızlandıkça ter içinde kaldılar. “İçime… boşal içime,” diye inledi Melissa en sonunda. Oğlan daha fazla dayanamadı; tüm bedenini titreterek içine boşaldı. Melissa da aynı anda orgazmın dalgalarına kapıldı, kasıkları kasılıp gevşerken yüksek sesle inledi.Sonra ikisi de nefes nefese yattı. Melissa oğlunun göğsüne başını koydu, parmakları göğsünde dolaşıyordu. “Bunu kimseye söylemeyeceksin,” dedi fısıltıyla. Oğlan sadece başını salladı. Ama ikisi de biliyordu: bu gece başlayan şey, tek seferlik bir hata değildi. Anahtarlar belki yarın bulunurdu ama bazı kapılar bir daha asla kapanmayacaktı.
Yorumlar kapatıldı.
