Üvey Kızım Hiç Sakso Çekmediğini İddia Ediyor
Aubrey kapıyı yavaşça araladı, kalbi deli gibi çarpıyordu. Ev sessizdi; annesi şehir dışındaydı, babası –yani üvey babası– salonda televizyon karşısında pinekliyordu. On sekizine yeni basmıştı Aubrey, uzun sarı saçları beline kadar iniyor, minicik şortu ve askılı atletiyle evin içinde dolaşırken her seferinde adamın bakışlarını üzerine çekiyordu. Bu akşam farklıydı. Aubrey biliyordu: babasının odasında sakladığı o videoları görmüştü. Kendi gibi genç kızlarla, üvey babalarla… Tabu sahneler. Ve şimdi o sahneleri gerçek yapmak istiyordu.“Babacığım…” diye fısıldadı kapıdan içeri girerken. Adam başını çevirdi, gözleri bir an şaşkınlıkla büyüdü. Aubrey yatağın kenarına oturdu, bacaklarını hafifçe araladı, şortun kenarından iç çamaşırının danteli göründü. “Annem yokken… yalnızız. Biliyorsun değil mi, seni izliyorum bazen. O filmleri açtığında… sesini kısıyorsun ama ben duyuyorum.” Dudaklarını ısırdı, masum bir gülümsemeyle devam etti: “Bana da öyle yapar mısın? Yani… dokunur musun? Ama sadece biraz… söz veriyorum, kimseye söylemem.”Adam yutkundu, boğazı kurumuştu. “Aubrey… bu yanlış,” dedi ama sesi titriyordu, gözleri kızın göğüslerine kayıyordu. Aubrey yaklaştı, elini adamın dizine koydu, yavaşça yukarı kaydırdı. “Yanlış mı? O zaman neden sertleşiyorsun? Bak, hissediyorum.” Parmakları pantolonun üzerinden sertliği okşadı, adam inledi. Aubrey güldü, tatlı ve şeytani bir kahkaha. “Hadi ama… annem yok. Sadece sen ve ben. Bana öğret. O filmlerdeki gibi… üvey babalar kızlarını nasıl mutlu eder?”Adam direnemedi. Aubrey’yi kucağına çekti, dudakları birbirine yapıştı. Öpüşme ateşliydi, dilleri dans ediyordu. Aubrey’nin elleri adamın gömleğini açtı, göğsünü öptü, aşağı indi. Pantolonu sıyırdı, sert erkekliğini avucuna aldı. “Vay be… babacığımınki çok büyükmüş,” diye mırıldandı hayranlıkla. Dudaklarını yaklaştırdı, yavaşça emmeye başladı. Adam başını geriye attı, inledi: “Aubrey… Tanrım…”Aubrey kalktı, atleti çıkardı. Küçük ama diri göğüsleri ortaya çıktı, meme uçları sertleşmişti. Adam ellerini uzattı, sıktı, emdi. Aubrey inledi, “Daha sert… ısır onları. İstediğin gibi yap.” Sonra şortunu indirdi, çıplak kaldı. Yatağa uzandı, bacaklarını açtı. “Gel… içime gir. Ama yavaş… ilk seferim gibi hissettir.” Adam üzerine eğildi, ucunu dayadı, yavaşça girdi. Aubrey’nin sıcaklığı, sıkılığı adamı çıldırttı. “Ohhh babacığım… doldur beni… derinlere…”Hareketler hızlandı. Aubrey kalçalarını kaldırıp indiriyor, adam güçlü darbelerle karşılık veriyordu. Yatak gıcırdıyor, inlemeler odayı dolduruyordu. “Daha hızlı… lütfen… gelicem…” Aubrey’nin bedeni titredi, orgazm dalgaları sardı onu, kasıkları kasılıp gevşerken çığlık attı. Adam da dayanamadı, derinlere boşaldı, sıcak sıvısı Aubrey’nin içine doldu. “İçime… evet… hepsini ver…”Sonra ikisi de nefes nefese yattı. Aubrey adamın göğsüne yaslandı, parmakları sırtında geziniyordu. “Bu bizim sırrımız olacak, değil mi babacığım? Annem dönene kadar… her gece yaparız.” Göz kırptı, gülümsedi. Adam sadece başını salladı, biliyordu: bu kapı bir daha kapanmayacaktı. Aubrey’nin masumiyeti bitmiş, yerine saf arzu gelmişti. Ve üvey baba, artık kızının kölesi olmuştu.