Üvey Annemi Mutfakta Domaltıp Siktim
Mutfak tezgahının üzerinde yarım kalmış kahvaltı tabağı, kahve makinesinden hâlâ tüten buhar ve pencereden sızan sabah güneşi… Her şey sıradan görünüyordu. Raina, otuzlu yaşlarının ortalarında, dolgun hatlı, zarif bir kadın olarak evde yalnızdı. Üstünde ince bir sabahlık, altında sadece dantelli iç çamaşırı vardı. Kahve fincanını eline almış, pencereden dışarı bakarken arkasından gelen ayak seslerini duydu. Üvey oğlu –o yakışıklı, yirmili yaşlarının başındaki genç– mutfağa girdi. “Günaydın anne,” dedi gülümseyerek, ama gözleri Raina’nın kalçalarına kaymıştı. Raina döndü, gülümsedi. “Günaydın tatlım… Kahve ister misin?”Ama kahve konuşması kısa sürdü. Genç adam yaklaştı, tezgaha yaslandı, Raina’nın beline kolunu doladı. “Baba evde değil, değil mi?” diye fısıldadı. Raina’nın kalbi hızlandı. Bu yasak oyun aylardır devam ediyordu; küçük dokunuşlar, bakışmalar, geceleri koridorda tesadüfi karşılaşmalar… Ama bugün farklıydı. Raina fincanı bıraktı, ellerini tezgaha dayadı. “Evet… yalnızız,” dedi kısık sesle. Oğlanın eli sabahlığın altına kaydı, çıplak tenine değdi. Raina inledi, başını geriye attı. “Dur… burası mutfak…”Ama durmadı. Genç adam arkasından yaklaştı, sertliğini Raina’nın kalçalarına bastırdı. Sabahlık sıyrıldı, iç çamaşırı yana çekildi. Raina tezgaha eğildi, elleri granit yüzeyde kayıyordu. “Oh my god…” diye mırıldandı, sesi titreyerek. Oğlanın eli öne uzandı, göğüslerini avuçladı, meme uçlarını sıktı. Raina’nın nefesi kesildi. “Evet… işte böyle… devam et.” Genç adam pantolonunu indirdi, sert erkekliğini Raina’nın ıslaklığına dayadı. Yavaşça girdi, santim santim doldurdu onu. Raina’nın dudaklarından derin bir inleme kaçtı: “Oh my god! My stepson is fucking me in the kitchen…”Hareketler başladı. Önce yavaş, ritmik; sonra giderek hızlandı. Raina tezgaha tutunuyor, kalçalarını geri itiyordu. Mutfak doluydu seslerle: tenin tene çarpışı, inlemeler, tezgahın hafif gıcırtısı. Genç adam saçlarını tuttu, başını geriye çekti, boynunu öptü. “Seni seviyorum anne… seni böyle sikmeyi seviyorum,” diye fısıldadı kulağına. Raina’nın gözleri kapandı, zevkten titriyordu. “Daha sert… lütfen… derinlere gir…”Pozisyon değişti. Raina döndü, tezgaha oturdu, bacaklarını açtı. Genç adam arasına girdi, güçlü darbelerle vuruyordu. Raina’nın göğüsleri sallanıyordu, elleri oğlunun sırtına geçti, tırnakları deriye gömüldü. “Geliyorum… oh god, geliyorum…” diye inledi. Orgazm dalgaları sardı bedenini, kasıkları kasılıp gevşerken çığlık attı. Genç adam da dayanamadı; birkaç güçlü hamle daha yaptı ve derinlere boşaldı, sıcak sıvısı Raina’nın içine doldu. İkisi de nefes nefese kaldı, alınları birbirine değiyordu.Sonra sessizlik. Raina oğlunun yüzünü avuçladı, dudaklarına yumuşak bir öpücük kondurdu. “Bu… inanılmazdı,” dedi fısıltıyla. “Ama bir daha… mutfakta olmaz. Annen yakalanırsa…” Genç adam güldü. “Yakalanırsa ne olacak? Belki o da katılır.” Raina kaşlarını kaldırdı, ama gözlerinde şeytani bir parıltı vardı. Sabahlıklarını düzelttiler, kahve fincanlarını ellerine aldılar. Dışarıdan kuş sesleri geliyordu, her şey normale dönmüş gibiydi. Ama ikisi de biliyordu: bu sadece bir başlangıçtı. Mutfak artık sıradan bir yer değildi; yasak zevklerin, inlemelerin ve “oh my god” çığlıklarının mekanı olmuştu.Raina tezgahı silerken gülümsedi. İçinde hâlâ o sıcaklık vardı, oğlunun boşalması hâlâ damarlarında dolaşıyordu. “Bir dahaki sefere salonda mı?” diye düşündü içinden. Evet, kesinlikle. Bu oyun bitmeyecekti; aksine, her oda, her köşe yeni bir macera vaat ediyordu. Üvey anne ve üvey oğul arasındaki bu bağ, artık kopmaz bir hal almıştı. Ve Raina, bundan memnundu – hem de çok.