Ekleyen Kanal: , Starlar:

Olgun Ev Hanımına Hırsız Çok Fena Koyuyor
Phoenix Marie, kusursuz bir ev hanımı olarak tanınırdı. Sabahın köründe uyanır, gün doğmadan mutfağa girer ve kocası için mis gibi kokan, bol malzemeli bir kahvaltı sofrası kurardı. Pankekler tavada cızırdarken, tereyağı ve akçaağaç şurubu kokusu evi sarar; kocası mutfağa adım attığında yüzünde her zaman minnettar bir gülümseme belirirdi. O sabah da öyle oldu. Taze pişmiş pankekleri görünce içinden taşan sevgiyi göstermek için karısının kalçasına şakacı, hafif bir şaplak attı. Phoenix bunu uzun zamandır görmediği bir işaret olarak algıladı: Belki kocası nihayet biraz ateşlenmişti. Heyecanla masanın altına uzandı, ayaklarını okşamaya, parmaklarını yavaşça gezdirerek onu tahrik etmeye çalıştı. Ama adam birden kaşlarını çattı, sandalyesini itip kalktı ve “Bugün hiç havamda değilim” diyerek kapıyı çarparak evden çıktı. Phoenix donup kaldı. Beklediği romantik an, bir anda soğuk bir hayal kırıklığına dönüşmüştü.Kocası daha sokağın köşesini dönmemişti ki, evin arka bahçesindeki gölgelerin arasından siyahlar giymiş bir adam belirdi. Hırsız, evin boş olduğunu sanıyordu. Sessiz adımlarla kapıyı zorladı, içeri süzüldü. Ama Phoenix’in içgüdüleri hemen devreye girdi. Mutfakta bir şeylerin yanlış olduğunu hissetti; havada yabancı bir gerilim vardı. Elindeki tavayı kaptı, sapını sıkıca kavradı ve nefesini tutarak koridora doğru ilerledi. Adım adım, kulak kesilmiş halde dolaşıyordu. Tam köşeyi dönerken hırsızın kontrollü ama telaşlı nefesini duydu. Bir an bile tereddüt etmedi. Bütün gücüyle geriye döndü ve tavayı adamın kafasına olanca kuvvetiyle indirdi. Çınlayan metal sesi evde yankılandı. Hırsız gözleri kayarak yere yığıldı, kolları bacakları açılmış vaziyette serildi kaldı.Phoenix eğildi, adamın maskesini yavaşça çekip çıkardı. Karşısında beklenmedik derecede çekici, keskin hatlı bir yüz vardı. “Hırsız da olsa fena değilmiş” diye geçirdi içinden. Adamın şaşkınlığını fırsat bilerek elini aşağı uzattı, pantolonunun üzerinden sertliğini kavradı ve sıktı. “Şimdi beni dinleyeceksin” dedi soğuk, kararlı bir sesle. “Ya her dediğimi yaparsın ya da bu aleti yerinden sökerim, anlaştık mı?” Hırsız acı ve şok içinde başını salladı. Phoenix onu penisinden tutup sürükleyerek yatak odasına götürdü. Yatağa fırlattı, üstüne çıktı ve ağzıyla onu baştan çıkarmaya başladı. Dakikalar saatlere dönüştü; ter, inlemeler, ritmik hareketler… İkisi de kendilerini tamamen bırakmıştı. Tutku dolu, vahşi bir sevişmeydi bu.Derken kapıdan kocasına ait anahtar sesi geldi. Phoenix’in kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Hırsız panikledi ama Phoenix soğukkanlılığını korudu. “Sakın ses çıkarma” diye fısıldadı. Hızla kapıya koştu, sadece aralığı açacak kadar araladı ve “Sevgilim, biraz midem bulandı, sen işe geç kalma, ben iyiyim” diyerek kocayı ustalıkla savuşturdu. Kapıyı kapattıktan sonra geri döndü, hırsızın yanına uzandı ve hiçbir şey olmamış gibi devam etti. Bu tür beklenmedik durumlarla başa çıkma konusunda fazlasıyla deneyimliydi; sakin, kendinden emin ve kontrolü elinde tutmayı bilen biriydi.Bir süre sonra hırsız dayanamadı, Phoenix’in yüzüne şiddetli bir şekilde boşaldı. Nefes nefese yatarken Phoenix gülümsedi. “Şimdi sıra sende” dedi. Adamı pencereden sessizce kaçırdı, bahçede iz bırakmadan kaybolmasını sağladı. Hırsız arkasına bile bakmadan uzaklaştı. Evde hiçbir şey olmamış gibiydi; kırık bir eşya, dağılmış bir yatak, ortada bir delil yoktu. Phoenix aynaya baktı, yüzündeki izleri sildi, saçlarını düzeltti ve mutfağa dönüp kahve makinesini çalıştırdı. Ne kocasına zarar gelmişti ne de kendisine. Her şey yolundaydı. Kimse incinmemiş, kimse yakalanmamıştı. Hayat, o sabahki gibi akıp gitmeye devam edecekti.

Yorumlar kapatıldı.