Ekleyen Kanal: Starlar:

Üvey Kardeşimin Sivilceli Götünü Sikiyorum Türkçe Konuşmalı

Antrenman bitmişti ama ikimiz de hala nefes nefeseydik. Spor salonunun köşesindeki küçük kardiyo odasında, saat 23:15’i geçmiş, tesis neredeyse tamamen boşalmıştı. Sadece bizim gibi gece kuşları kalmıştı ve kapıdaki “Kapanışa 45 dakika” uyarısı bile umurumuzda değildi.Efe, üstünü değiştirmek yerine sadece siyah dri-fit tişörtünü sıyırıp attı. Terden sırılsıklam olmuş göğsü, omuzları ve kolları loş ışıkta parlıyordu. Ben de aynanın karşısında durmuş, sports bra’mla kalçama yapışan taytımı düzeltmeye çalışıyordum. Göz göze geldik. O bildik, tehlikeli gülümsemesi dudaklarında belirdi.“Seninle koşu bandında yarışsak yine kaybederdin,” dedi alaycı bir tonla.“Deneyelim o zaman,” dedim meydan okuyarak. “Ama bu sefer ödül koyuyoruz.”Gözleri bir an karardı. “Ne istiyorsun?”“Kaybeden… diğerinin dediğini yapacak. Sınırsız.”Hiç tereddüt etmeden “Kabul” dedi.Koşu bantlarını aynı hıza ayarladık. 14 km/s. İlk başta normal bir yarış gibiydi. Sonra o hızı 15’e, ardından 16’ya çekti. Ben de geri kalmadım. Nefeslerimiz senkronize olmuş, göğüslerimiz inip kalkıyordu. Ter damlaları çenemizden, boynumuzdan aşağı kayıyordu. Aynadan birbirimizi izliyorduk. Bakışları artık alaycı değil, açtı.

  1. dakikada ikimiz de titriyor, kaslarımız yanıyordu ama kimse durmuyordu. O an anladım ki bu yarış çoktan başka bir şeye dönüşmüştü.

Efe önce pes etti. Eliyle acil durdurma tuşuna bastı, nefesi kesik kesik, “Tamam… sen kazandın,” diye inledi.Bant durdu. Sessizlikte sadece bizim soluklarımız ve klimanın uğultusu vardı.Ona doğru yürüdüm. Hâlâ titreyen bacaklarımla. “Dediğimi yapacaksın,” dedim usulca.“Ne istiyorsun?”Parmaklarımı göğsüne koydum. Terli, sıcak, sert. Kalp atışlarını avucumda hissettim. “Şu an tek istediğim… dilinin tenimde dolaşması.”Göz göze kaldık. Bir saniye. İki saniye. Sonra birden beni belimden kavrayıp kendine çekti. Dudaklarımız çarpıştı. Tuzlu ter, naneli sakız, saf arzu. Öpüşürken bir yandan da beni duvara doğru itti. Sırtım soğuk betona değdi, üşüdüm ama onun elleri anında belimden kalçalarıma kaydı, sıktı, yoğurdu.Sports bra’mı yukarı sıyırdı. Göğüs uçlarım zaten dimdikti. Ağzını bir tanesine kapattığında inledim. Dişlerini hafifçe değdirdi, sonra diliyle daireler çizdi. Diğer eli taytımın içine kaydı. Parmakları ıslaklığımla buluştu ve ikimiz de aynı anda inledik.“Off… sırılsıklamsın,” diye fısıldadı boğuk bir sesle.“Senin yüzünden,” dedim titreyerek.Taytımı dizlerime kadar indirdi. Diz çöktü. Yüzünü bacak aramı gömdü. İlk dokunuşta sırtım yay gibi gerildi. Dili yavaş, ıslak, kararlı hareketlerle klitorisimin etrafında dolaşıyordu. Bir eli kalçalarımı sıkarken diğer eliyle içime iki parmak soktu. Ritmi antrenmandaki tempodan farksızdı: sert, hızlı, dur durak bilmeyen.Başımı arkaya attım, aynada kendimi gördüm: saçlarım dağılmış, dudaklarım şiş, göğüslerim inip kalkıyor, Efe’nin kafası bacaklarımın arasında… Bu görüntü bile orgazmın eşiğine getirdi beni.“Geliyorum…” diye inledim.Ağzını çekmedi. Aksine daha sert emdi, parmaklarını kıvırdı. Bacaklarım titredi, kasıldım, boşaldım. Çığlığımı bastırmak için kendi elimin arkasını ısırdım.Ayağa kalktığında dudakları benimle parlıyordu. Beni öptü, tadımı ağzında hissettim. Pantolonunun önü çoktan kabarık, zonkluyordu.“Şimdi sıra bende mi?” diye sordu gülümseyerek.“Hayır,” dedim nefes nefese. “Sıra hâlâ bende. Duvara yaslan.”İtiraz etmedi. Sırtını duvara verdi. Ben diz çöktüm. Boxer’ını aşağı çektim. Sertliği karşımda zonkluyordu. Elime aldım, sıvazladım, başını dudaklarımla sardım. Bir anda kalçası ileri atıldı. Boğazıma kadar aldı beni. Gözlerim yaşardı ama durmadım. Hızlandım. Bir elimle taşaklarını okşarken diğer elimle kökünden kavradım. Inlemeleri odayı doldurdu.“Dur… dayanamayacağım…” diye inledi.Ağzımdan çıkardım, ayağa kalktım. “Dayanmayacaksın zaten.”Bacaklarımı beline doladım. Duvara yaslanarak içime aldı. İlk girişte ikimiz de aynı anda inledik. Derindi, sıcaktı, sertti. Kalçalarımı tuttu, beni yukarı aşağı hareket ettirdi. Her darbede içimde daha derine gidiyordu. Tırnaklarımı sırtına geçirdim. Terlerimiz birbirine karıştı.“Daha sert,” dedim dişlerimin arasından.Hızlandı. Vuruşları artık acı verecek kadar güçlüydü ama tam da istediğim buydu. Bir elimle klitorisimi okşadım, diğer elimle boynunu tuttum. Gözlerimiz kilitlendi.“Geliyorum yine…” dedim.“Ben de… içime boşal,” diye fısıldadım.Son birkaç darbeyle birlikte ikimiz de aynı anda patladık. İçimde sıcacık yayıldığını hissettim. Bacaklarım titriyordu, onu bırakamıyordum. Uzun süre öyle kaldık. Nefeslerimiz yavaş yavaş düzeldi.Sonunda beni yavaşça yere indirdi. Alnıma bir öpücük kondurdu.“Bu kardiyo… diğerlerinden çok daha etkiliymiş,” dedi gülerek.Gülümsedim. “Haftaya tekrar?”Gözleri parladı.“Bu sefer ben kazanacağım.”

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*