Milf Üvey Anneme Anal Giriyorum Türkçe Altyazılı
Şimşekler gökyüzünü yırtıyordu. Yağmur camlara öyle sert vuruyordu ki, her damla bir tokat gibi yankılanıyordu odada. Saat gece yarısını geçmişti, ev bomboştu. Annemle babam şehir dışındaydı, ben de yalnızdım. 25 yaşındaydım artık, ama çocukluğumdan kalan o korku hâlâ içimde bir yerlerde saklıydı. Yıldırımlar çaktıkça kalbim hızlanıyor, çocukken yaptığım gibi annemin odasına gitmek istiyordum.Kapıyı usulca araladım. Gali uyuyordu. Üvey annem… 38 yaşında, kıvrımlı, dolgun, her zaman kendinden emin duruşuyla insanı büyüleyen kadın. Üzerinde ince, siyah saten gecelik vardı; omuz askıları kaymış, bir göğsü neredeyse tamamen dışarı çıkmıştı. Saçları yastığa dağılmış, dudakları hafif aralıktı. Nefesi düzenli, derin uykudaydı.“Anne…” diye fısıldadım. Gözlerini açmadı. Bir adım daha attım, yatağın kenarına oturdum. “Korkuyorum… şimşeklerden.”Uyandı yavaşça. Gözlerini ovuşturdu, bana baktı. “Yine mi?” dedi uykulu ama yumuşak bir sesle. “Büyüdün artık, oğlum. Cesur ol. Git odana, uyu. Ben buradayım, bir şey olmaz.”Ama gitmedim. “Lütfen… sadece biraz yanında yatayım. Korkuyorum.”İç çekti, gülümsedi hafifçe. “Tamam… ama sadece yat. Uyu hemen.” Yorganı kaldırdı, yanına yer açtı. İçeri girdim, sırtımı ona döndüm. Ama şimşekler durmuyordu. Her çakışta irkiliyordum. O da fark etti, kolunu belime doladı, beni kendine çekti. “Şşş… geçti, geçti,” diye fısıldadı kulağıma. Sıcaklığı, kokusu… vanilya ve hafif ter karışımı. Göğüsleri sırtıma değiyordu, yumuşak, dolgun.Nefesim hızlandı. İstemsizce kalçalarımı geriye ittim. Sertliğim çoktan uyanmıştı, boxer’ımın içinde zonkluyordu. O da hissetti. Bir an durdu, sonra usulca elini öne kaydırdı. Parmakları üzerinden dokundu, sıktı hafifçe. “Bak sen…” dedi boğuk bir sesle. “Korku mu bu yoksa başka bir şey mi?”Dönüp yüzüne baktım. Gözleri kararmıştı, dudakları aralanmıştı. “Anne… ben…”“Sus,” dedi. Elini boxer’ımın içine soktu, sertliğimi kavradı. Yavaşça sıvazlamaya başladı. “Madem korkuyorsun… seni yatıştırayım o zaman.”Geceliğini yukarı sıyırdım. İç çamaşırı yoktu. Kalçaları çıplaktı, yuvarlak, dolgun. Parmaklarımı arasına kaydırdım; ıslaktı, kaygandı. İnledi usulca. “Yavaş… uyanıkken daha çok zevk alırım.”Ama yavaş olamıyordum. Boxer’ımı indirdim, arkasından ona yaslandım. Başımı kalçalarının arasına dayadım, ıslak dudaklarında gezdirdim. O kalçalarını geriye itti, “İçime gir… ama arkadan,” diye fısıldadı. “Sert olsun.”Yağ yağı sürdüm parmaklarımla, yavaşça hazırladım. Sonra başımı dayadım, ittirdim. Dar, sıcak, sıkı… İnledi uzun uzun. “Ohhh… evet, öyle…” Tamamen girdim, köküne kadar. Ellerimi göğüslerine koydum, sıktım. Meme uçlarını çektim, yoğurdum. Ritme başladım; yavaş, derin, sonra hızlandım. Her darbede kalçaları tokat gibi çarpıyordu bana.Şimşekler hâlâ çakıyordu ama artık korku yoktu. Sadece arzu vardı. O kalçalarını oynatıyor, içimde kasılıyordu. “Daha sert… doldur beni,” diye inledi. Bir elimle klitorisini ovaladım, diğer elimle saçlarını tuttum, başını geriye çektim. Boynunu öptüm, ısırdım.Orgazmı yaklaştı. Bacakları titremeye başladı. “Geliyorum… durma!” Kasıldı, sıktı, inledi yüksek sesle. Ben de dayanamadım. Son birkaç sert darbeyle birlikte boşaldım. İçine sıcacık akıttım, uzun uzun titredik.Sonra yan yana yattık. Yağmur hâlâ yağıyordu ama artık huzurluydu. Kolunu boynuma doladı, alnıma öpücük kondurdu.“Artık korkmuyor musun?” diye sordu gülümseyerek.Gülümsedim. “Hayır… ama bir dahaki fırtınada yine geleceğim.”Göz kırptı. “Bekliyorum, oğlum. Bu sefer daha uzun sürsün.”O gece üç kez daha seviştik. Her seferinde daha vahşi, daha derin. Sabah olduğunda yağmur dinmişti. Ama biz… biz hiç dinlenmeyecektik.
