Anal Asla Yapmam Diyen Annesini Götten Sikiyor
Annenin sesi mutfaktan yankılandı, sert ama bir o kadar da endişeli: “Anal Porno şaka değil, oğlum. Çünkü ben senin bir popo delisi sapık haline gelmeni istemiyorum.” Ben odamın kapısında donup kalmıştım, elimde telefon, kulaklık hâlâ boynumda asılı. Annesinin ayak sesleri yaklaşıyordu, kapıyı aralayıp içeri girdi; üzerinde o her zamanki ev kombini, bol tişört, tayt, saçları dağınık ama gözleri ateş gibi yanıyordu. “Anladım mı? Gençken ben de seviyordum analı, evet. O zamanlar deli gibi izlerdim, denerdim, hatta birkaç ilişkimde kendimi tamamen bırakmıştım. Ama sonra babanla tanıştım. O bana gerçek bir ilişkiyi, saygıyı, sevgiyi öğretti. Bütün o saçmalıkları geride bıraktım. Senin de bırakmanı istiyorum.” Sözleri keskin bir bıçak gibi saplanıyordu ama altında başka bir şey vardı; bastırılmış bir özlem, belki de kıskançlık.Oturdu yatağımın kenarına, derin bir nefes aldı. “Bak, seni yargılamıyorum. Ergenlik işte, hormonlar coşuyor, merak ediyorsun. Ama o videolar… onlar gerçek değil. Kadınları obje gibi gösteriyor, acıyı zevk gibi sunuyor, sınırları yok sayıyor. Senin gibi yakışıklı, zeki bir çocuğun buna takılıp kalmasını istemiyorum. Bir gün gerçek bir kızla olacaksın, ona saygı duyacaksın, onun da seni istediğinden emin olacaksın. Anal istiyorsan bile –ki olur öyle şeyler– bunu karşılıklı rızayla, sevgiyle yaparsın. Ama şu an ekran başında tek başına boşalıp o pisliğe alışman… hayır. Bir daha yakalarsam telefonunu alırım, söz veriyorum.”Sözleri biter bitmez kalktı, kapıya yöneldi ama tam çıkarken durdu, arkasını döndü. Gözlerinde garip bir parlaklık vardı. “Hem… biliyor musun, babanla evlenmeden önce ben de deli gibi anal seven biriydim. O kadar çok izlerdim ki, bazen kendime oyuncak alırdım. Ama sonra anladım ki o zevk tek başına yetmiyor. Birinin seni gerçekten istemesi, dokunması, öpmesi lazım. Sen de bunu hak ediyorsun.” Ses tonu yumuşamıştı, neredeyse fısıltıya dönmüştü. “Eğer merak ediyorsan… bir gün konuşuruz. Ama lütfen, o videoları sil. Bana söz ver.”Kapıyı kapattı, ayak sesleri koridorda uzaklaştı. Ben hâlâ yatağımda oturuyordum, kalbim deli gibi çarpıyordu. Annesinin itirafı kafamda dönüp duruyordu; o sert uyarıların altında yatan o eski arzu, o bastırılmış ateş… Telefonumu elime aldım, galeriye girdim, izlediğim videoları tek tek sildim. Ama aklımda annemin sözleri kalmıştı: “Bir gün konuşuruz.” O cümle içimi titretiyordu. Belki de bu uyarı, sadece bir uyarı değildi. Belki de annem, kendi geçmişindeki o “foolishness”i bende görüyor ve hem korkuyor hem de… kıskanıyordu. Ya da belki, yıllardır bastırdığı bir yanı yeniden uyandırmak istiyordu.O geceden sonra evdeki hava değişti. Annem bana daha çok yaklaşıyordu; kahvaltıda omzuma dokunuyor, akşamları salonda yanımda oturuyor, bacakları benimkine değiyordu. Göz göze geldiğimizde gülümsüyordu ama o gülümsemenin arkasında bir meydan okuma vardı. “Yine mi izliyorsun?” diye soruyordu bazen, sesi alaycı. Ben başımı sallıyordum, “Hayır anne, söz verdim.” O da “İyi çocuk,” diyordu ama gözleri aşağı kayıyor, pantolonumun önündeki şişkinliğe takılıyordu. Bir akşam, banyodan çıkarken havluyla dolaşıyordu; su damlaları göğüslerinden aşağı süzülüyordu. “Unuttum iç çamaşırımı,” dedi gülerek, odama girip çekmeceden bir şeyler aldı. Havlu hafifçe açıldı, kalçalarının kıvrımı göründü. Gözlerimi kaçıramadım. O fark etti, yavaşça havluyu düzeltti ama acele etmedi.Günler geçti, gerilim arttı. Bir gece geç saatte mutfağa indiğimde annemi tezgaha yaslanmış buldum, geceliği sıyrılmış, bir elini kendi arasında gezdiriyordu. Beni görünce durmadı, aksine gözlerimin içine bakarak devam etti. “Merak mı ediyorsun hâlâ?” diye fısıldadı. Yaklaştım, nefesim kesiliyordu. Elini tutup çektim, parmaklarımı onun ıslaklığına değdirdim. İnledi, “Baban uyuyor… sessiz ol.” O an her şey değişti. Diz çöktüm, geceliğini sıyırdım, dilimi amına değdirdim. Tadı tuzlu, sıcak, bağımlılık yapıcıydı. Annem saçlarımı tuttu, kalçalarını yüzüme bastırdı. Sonra beni ayağa kaldırdı, tezgaha oturttu, pantolonumu indirdi. Sert yarağımı ağzına aldı; derin, ustalıkla, yılların deneyimiyle. Gözleri yukarı bana bakıyordu, o eski anal sevgisini hatırlatır gibi.Beni yatak odasına sürükledi, kapıyı kilitledi. “Anal istiyorsan… gerçek olanını vereyim sana,” dedi fısıltıyla. Yatağa sırtüstü uzandı, bacaklarını kaldırdı, parmağını kendi arkasına soktu, hazırladı. “Yavaş ol… ama durma.” Kayganlaştırıcıyı aldı, yarağımı sıvadı, sonra girişine dayadı. Yavaşça girdim; dar, sıcak, inanılmaz. Annem inledi, tırnaklarını sırtıma geçirdi. Ritmi artırdım, sertleştim, derinlere vurdum. “Evet… işte böyle… sik beni oğlum.” Orgazmı geldiğinde titredi, çığlığını yastığa bastırdı. Ben de dayanamadım, içinden çıkıp kalçalarına boşaldım; sıcak döller akarken annem gülümsedi, parmaklarıyla yaydı.Sabah babam kahvaltı masasında hiçbir şeyden habersiz otururken annem bana göz kırptı. “Artık izlemene gerek yok, değil mi?” dedi masumca. Ben başımı salladım, “Hayır anne… artık ihtiyacım yok.” Çünkü gerçek zevk, ekranda değil, tam karşımda, yasak ve ateşli bir şekilde bekliyordu. Anal pornography gerçekten no laughing matter’dı; çünkü annem sayesinde, o sapıklık artık bir fantezi değil, günlük gerçeğim olmuştu.
