Ekleyen Kanal: Starlar:

Arkadaşımın Kız Kardeşinin Ağzına Verdim

O gün hava çok sıcaktı. Ağustos’un en bunaltıcı günlerinden biriydi ve evde klima bile tam anlamıyla kurtarmıyordu. Abim Mert, üniversiteden arkadaşı Can’ı getirmişti. İkisi salonda PlayStation başında bağırış çağırış oynarken ben odamda ders çalışıyormuş gibi yapıyordum ama aslında kapının aralığından onları izliyordum. Daha doğrusu Can’ı izliyordum.Can, Mert’ten iki yaş büyüktü. 24’ündeydi sanırım. Uzun boylu, geniş omuzlu, kolları hafif damarlı, her gülüşünde yanağında oluşan o küçük gamzesi vardı. Saçları hafif dalgalı ve her zaman biraz dağınıktı. Mert’in yanında hep cool takılırdı ama bana bakarken gözleri başka türlü kayardı. Sanki farkında olduğum bir sırrı paylaşıyormuşuz gibi.Akşama doğru Mert’in telefonu çaldı. Annemler köydeki teyzeme gitmek zorunda kalmış, gece dönmeyeceklerdi. Mert de “Ben de teyzeme kadar bırakayım onları, yolda araba bozulursa yalnız kalmasınlar” dedi. Can’a dönüp “Sen kalabilirsin istersen, bu saatte dönmek istemezsin herhalde” diye sordu. Can omuz silkti.“Olur abi, rahatsız etmezsem kalırım.”Mert bana seslendi:“Ece, Can’a bir şey lazım olursa gösterirsin değil mi? Buzdolabında bira da var, açmayın ama fazla ha!”Gülerek çıktı. Kapı kapandığında ev birden sessizleşti. Sadece klimanın uğultusu ve kalp atışlarım vardı.Can salonda kalmıştı. Ben de mutfağa su almaya gittim. Üzerimde ince askılı bir atleti ve kısa şort vardı. Evde yalnızken hep böyle rahat gezerdim. Aynaya bakarken göğüs uçlarımın kumaşı deler gibi olduğunu fark ettim ama değiştirmeye üşendim.Mutfağa girdiğimde Can da oradaydı. Buzdolabının kapısını açmış bira arıyordu.“Abin açmayın dedi ama susadım ya…” dedi gülerek.Göz göze geldik. O bakış… Saniyeler içinde her şey değişti.“Bira içmek istemiyorsan başka şeyler de var,” dedim. Sesim titriyordu ama kendimi durduramıyordum.Can bir an durdu. Sonra yavaşça buzdolabını kapattı ve bana doğru bir adım attı.“Ne mesela?” diye sordu. Sesi alçalmıştı.Bir adım daha attım. Artık aramızda sadece bir karış mesafe vardı. Göğsüm hızla inip kalkıyordu.“Mesela… benim ağzım.”Sözler ağzımdan çıkar çıkmaz yüzüm alev alev yandı ama geri adım atmadım. Can’ın gözleri karardı. Elini yavaşça uzattı, çenemi tutup başımı hafifçe kaldırdı.“Emin misin?” diye fısıldadı.“Eminim,” dedim ve dizlerimin üzerine çöktüm.Mutfağın fayansları soğuktu ama umurumda değildi. Can’ın kotunun önünü açtım. Fermuarı indirdiğim anda iç çamaşırının üzerinden bile sertliği belli oluyordu. Kalbim kulaklarımda atıyordu. Parmaklarımı lastiğin kenarına götürüp aşağı çektim.Karşımda duran şey… kalın, damarlı, baş kısmı hafif ıslak ve mis gibi kokuyordu. Erkeklik kokusu. Can’ın kokusu. Burnuma dolduğunda başım döndü.Önce dil ucumla başını yaladım. Tuzlu-tatlı bir tat yayıldı ağzıma. Can’ın kalçaları hafifçe gerildi. Bir elini tezgaha dayadı, diğerini saçlarıma geçirdi. Çok sert çekmiyordu, sadece yön veriyordu.Ağzımı iyice açtım ve başını içine aldım. Sıcak, sert, damaklarımı dolduruyordu. Yavaş yavaş ileri geri yapmaya başladım. Dilimi altında gezdiriyor, başını emiyor, arada dudağımı dişlerimle hafifçe sıyırıyordum. Can’ın nefesi düzensizleşti.“Off… Ece… böyle devam edersen dayanamam…”Dayanmasını istemiyordum zaten.Hızlandım. Bir elimle kökünden kavradım, diğer elimle taşaklarını okşuyordum. Ağzım tamamen doluyken bile daha derine almaya çalışıyordum. Öğürme refleksi geldi ama bastırdım. Burnum kasıklarına değene kadar ittirdim. Gözlerim yaşardı, tükürüğüm çeneme aktı ama durmadım.Can’ın eli saçlarımda sıkılaştı. Kalçaları ritim tutturdu. Artık o da hareket ediyordu. Ağzıma pompalıyordu. Her girişte boğazıma kadar giriyor, çıkıyor, tekrar giriyordu. Tükürük sesleri, nefes sesleri, inlemeler… mutfak yankılanıyordu.“Geliyorum… Ece… ağzına boşalacağım…”Bunu duyunca daha da hızlandım. Dilimle başını delice yaladım, emdim, emdim, emdim. Sonunda kalçaları kasıldı, bütün vücudu gerildi ve sıcak, yoğun bir sıvı ağzıma dolmaya başladı.Dalga dalga geliyordu. İlk fışkırtma boğazıma çarptı, yutkundum. İkincisi, üçüncüsü… o kadar çoktu ki köşelerden taşıyordu. Tükürükle karışıp çeneme, boynuma aktı. Ama hepsini yutmaya çalıştım. Son damlasına kadar emdim, temizledim.Can nefes nefese tezgaha yaslandı. Ben hâlâ dizlerimin üzerindeydim, ağzımın kenarından sızanları parmağımla toplayıp yaladım. Gözlerimin içine bakıyordu. Şaşkın, hayran ve hâlâ azgın.Ayağa kalktım. Dudaklarım şişmişti, çenem ıslaktı. Can beni belimden tutup kendine çekti ve dudaklarıma yapıştı. Kendi tadını ağzımda hissettiğini biliyordum. Öpüşmemiz ıslak, aç, vahşiydi.“Abin gelmeden önce seni bir de başka yerlerinden becermek istiyorum,” diye fısıldadı kulağıma.Gülümsedim.“O zaman yatak odasına gidelim. Daha vaktimiz var.”El ele koridora yürüdük. Arkamdan kapıyı kapattığımda aklımda tek bir düşünce vardı:Abimin arkadaşı artık sadece abimin arkadaşı değildi.Ve bu gece daha yeni başlıyordu.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*