Ekleyen Kanal: Starlar:

Arkadaşının Karısıyla Önce Dertleşiyor Sonra Sikiyor

Mona Wales o gün her şeyin tepetaklak olduğunu hissediyordu; evdeki sorunlar, kavgalar, biriken borçlar ve yalnızlık onu boğuyordu. Neyse ki önceden planladığı gibi, eski arkadaşı Susan’ın evine sığınacaktı; orası güvenli bir liman olacaktı, kafasını toplayıp her şeyi yoluna koyacaktı. Telefonu defalarca çaldı ama Susan cevap vermiyordu; belki meşguldü, belki dışarıdaydı, Mona umursamadı. Arabasını Susan’ın evinin önüne park etti, kapıyı çaldı. Kapı açıldığında karşısında tanıdık bir yüz yerine uzun boylu, karizmatik bir yabancı duruyordu: Zac Wild. Evin içinde dolaşıyor, sanki oranın sahibiymiş gibi rahat davranıyordu. Mona’nın içi bir anda huzursuz oldu; adamın bakışlarında tuhaf bir yoğunluk vardı, gözleri onu tepeden tırnağa süzüyordu. “Susan nerede?” diye sordu Mona, sesi titrek ama kararlı. Zac gülümsedi, o gülümseme hem davetkâr hem de tehditkar gibiydi. “Susan biraz dışarı çıktı, ama içeri gir, bekle istersen. Ben de buradayım.” Mona tereddüt etti; içgüdüsü kaç diyordu ama ayakları onu içeri taşıdı. Kapı kapandığında ev sessizdi, sadece saat tik takları duyuluyordu. Zac yaklaştı, elini omzuna koydu; dokunuşu elektrik gibiydi. Mona gerildi, ama aynı anda garip bir çekim hissetti – adamın kokusu, ses tonu, o kendinden emin hali onu büyülüyordu. “Rahat ol,” dedi Zac usulca, “sorunlarını anlatabilirsin bana.” Mona koltuğa oturdu, elleri kucağında kenetli; evdeki sıkıntıları dökmeye başladı, gözyaşları yanaklarından süzülürken. Zac dinledi, arada başını salladı, sonra elini bacağına koydu. Mona irkildi ama çekmedi; o dokunuşta teselli vardı, aynı zamanda tehlike. Konuşma ilerledikçe hava ağırlaştı; Zac’ın parmakları yukarı kaydı, eteğinin altına uzandı. Mona nefesini tuttu, “Ne yapıyorsun?” diye fısıldadı ama sesi zayıftı. Zac eğildi, dudakları kulağına değdi: “Sana yardım ediyorum. Bırak kendini.” Mona direnmeye çalıştı ama bedenine ihanet etti; ıslaklık arasında hissetti, kalbi deli gibi çarpıyordu. Zac onu kucakladı, kanepeye yatırdı; elleri vücudunda gezindi, göğüslerini sıktı, dudakları boynunda gezindi. Mona inledi, gözlerini kapattı; sorunlar, Susan, her şey silinmişti. Zac fermuarını indirdi, sertliğini çıkardı; Mona’nın bacaklarını ayırdı, yavaşça içime girdi. Ritmi sert ama kontrollüydü; her itişte Mona’nın inlemeleri yükseldi, elleri sırtına yapıştı. “Daha derin,” diye mırıldandı istemsizce. Zac hızlandı, elleri kalçalarında, saçlarında; Mona orgazmın eşiğine geldi, titreyerek boşaldı. Zac da kısa süre sonra içini doldurdu, sıcak akışla. Sonra yan yana yattılar, nefesler düzelirken Mona düşündü: Bu yardım mıydı yoksa tuzak mı? Zac gülümsedi, “Sorunların bitecek, Mona. Ben buradayım.” Mona kalktı, eteğini düzeltti; ama içindeki huzursuzluk gitmemişti. Susan hâlâ yoktu, Zac ise hâlâ oradaydı. Hikaye yeni başlıyordu; bu ev, bu adam, Mona’nın hayatını sonsuza dek değiştirecekti. Tehlike ve arzu iç içe geçmiş, kaçış yoktu artık.

Yanıt bırakın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir

*