Mezuniyetimi Üvey Annemle Kutlayacağım
Mezuniyet törenine dakikalar kalmışken, Jason odasının ortasında donakalmış halde duruyordu; sınıf birincisi, valedictorian unvanını taşıyan genç adam, cübbesinin altında fırlamış devasa bir ereksiyonla baş başa kalmıştı. Komik miydi bu durum, yoksa trajik bir ironinin zirvesi mi, emin olamıyordu; çünkü hayatının en önemli konuşmasını yapmak üzereyken bedeni ona en büyük ihanetini yapıyordu. Kalbi deli gibi çarpıyor, korku ve utanç dalgalarıyla ter basıyordu; ne yapacağını bilemezken kapı açıldı ve üvey annesi Vic içeri girdi. Slimthick Vic, her zamanki gibi kusursuz görünüyordu: mavi dantelli iç çamaşırlarının üzerinden taşan dolgun hatları, altın sarısı saçları hafifçe dağılmış, gözlerinde endişeli ama kararlı bir ifade. “Jason, tatlım, baban aşağıda çıldırıyor, geç kaldın, herkes seni bekliyor!” diye söze başladı ama cümlesi yarım kaldı; genç adamın cübbesinden taşan o bariz çıkıntıyı görünce ağzı açık kaldı. Jason utançtan kıpkırmızı kesilerek kekeledi: “Korktuğumda oluyor bu… İnan bana, inmeye niyeti yok.” Vic’in yüzü bir an soldu; aklından binlerce düşünce geçti – kocası bunu öğrenirse suçlayacağı kişi kesinlikle kendisi olacaktı, çünkü son aylarda Jason’la kurdukları o yakın bağ, babasının kıskançlığını tetiklemişti zaten. Adam, oğlunun üvey annesiyle “aile bağını güçlendirmesini” istemişti ama şimdi işler kontrolden çıkmıştı. Jason çaresizce çekmeceden bir rulo yapışkan bant çıkardı; daha önce denediği, ağrılı ama etkili bir çözüm olduğunu iddia etti. Vic hemen itiraz etti: “Asla! O kadar acı çekmene izin vermem.” Genç adamın porno izlemenin ya da dergi karıştırmanın işe yaramadığını itiraf etmesi üzerine Vic’in gözleri bir an parladı; o çekmeceye yöneldi ve Jason’ın sakladığı kendi külotlarından birini çıkardı – dantelli, hafif nemli, tanıdık kokulu. Jason özür dileyerek başını önüne eğdi ama Vic gülümseyerek elini omzuna koydu: “Sorun değil, tatlım. Hep bitirdiğinde geri getiriyorsun zaten, biliyorum.” O an odadaki hava değişti; gerilim yerini tuhaf, yasak bir samimiyete bıraktı. Vic kararlı bir sesle devam etti: “Şöyle yapacağız: Ben bunu giyeceğim, sonra sen o sıcak, taze kokuyu hissedeceksin.” Hızla külotu giydi – zaten iç çamaşırı yoktu üzerinde – ve Jason’a döndü: “Bana bak, Jason. Beni üvey annen gibi değil, babanın ofisinde çalışan o seksi sekreter gibi hayal et. Rahatla, keyfini çıkar.” Aşağıdan babasının öfkeli sesi yükseldi: “Ne yapıyorsunuz orada hâlâ? Jason, hemen aşağı in!” Vic sakin bir tonda “Sabırlı ol aşkım, geliyor!” diye seslendi ve kapıyı kilitleyip Jason’ın yanına yaklaştı. “Bırak anneciğin halletsin bunu, tamam mı? Biraz alışılmadık olacak ama başka çare yok.” Mavi dantelli sütyenini yavaşça çıkardı, dolgun göğüsleri özgür kaldı; yatağa oturup genç adamın kucağına yerleşti, kalçalarını ritmik bir şekilde kıvırarak twerk yapmaya başladı. Jason’ın elleri titreyerek annesinin beline dolandı; dudakları buluştu, uzun, derin bir Fransız öpücüğüyle başladı her şey. Sonra Jason başını eğdi, Vic’in meme uçlarını emmeye başladı – uzun, ıslak, aç bir şekilde; bu Vic’i de tahrik etti, nefesi hızlandı, inlemeleri odayı doldurdu. “Yaklaştım ama hâlâ… olmuyor,” diye fısıldadı Jason. Vic gülümsedi, sesi kadife gibi yumuşaktı: “İlerleme var bebeğim, annene göstermek ister misin?” Jason fermuarını açtı ve uzun, damarlı penisi dışarı fırladı. Vic’in gözleri parladı: “Anneciğin bunu tatmak istiyor,” dedi ve eğilip dilini başından aşağı kaydırdı, sonra hepsini ağzına aldı, boğazının derinliklerine kadar. “Annenin boğazının arkasını hissetmeyi seviyor musun?” diye sordu nefes nefese. “Evet… Tanrım, evet!” diye inledi Jason. Tam o sırada kapıya sert bir vuruş geldi. “Bitmek üzere!” diye bağırdı Jason panikle. Vic fısıldadı: “Sana yardım edeceğim tatlım, yanlış anlama lütfen, sadece yardım etmek istiyorum.” Tekrar emmeye devam etti, sonra göğüslerini etrafına sardı, yukarı aşağı kaydırarak uzman bir ritim tutturdu: “Ne kadar büyük bir oğlan sikisin sen öyle…” Kapıya bir vuruş daha. Vic kararlıydı artık: “Bunu yanlış düşünme, sadece yardım ediyorum.” Sırtüstü yattı, külotunu sıyırdı, bacaklarını açtı ve gözlerinin içine bakarak fısıldadı: “İçime gir bebeğim… Annen bunu istiyor, senin için, bizim için.” O an zaman durdu; Jason öne eğildi, sıcak, ıslak girişi hissetti ve yavaşça içine kaydı – yasak, yoğun, unutulmaz bir birleşme başladı. Aşağıdan sesler hâlâ yükseliyordu ama artık hiçbir şey önemli değildi; korku yerini saf arzuya bırakmıştı, mezuniyet konuşması unutulmuş, sadece o anın ateşi kalmıştı geriye. Vic’in inlemeleri yükseldi, kalçaları Jason’ı daha derine çekti, ritim hızlandı; ter, nefes, yasak zevk birbirine karıştı ve genç adam nihayet patladı – derinlerde, annesinin içinde, her damlasıyla. Vic onu sıkıca sardı, fısıldadı: “İşte böyle… İyi ki annenin var, değil mi?” Ve o sırada bile, kapıdaki vuruşlar devam ediyordu – ama artık çok geçti, her şey değişmişti.
Yorumlar kapatıldı.
