Ekleyen Kanal: Starlar:

Tatlı Liseliyi Komşusu Sikiyor
Leana, lise son sınıfın en çok konuşulan projelerinden birine girişmişti: “Günlük hayatta kuşaklar nasıl iletişim kuruyor, komşuluk ilişkileri nasıl değişiyor?” Öğretmeni “Kendi çevrenizden gerçek birini dinleyin, sadece dinleyin” demişti. Leana’nın aklına hemen karşı apartmanın bahçe katında oturan, herkesin “Emekli Amca” diye seslendiği Kerem Bey geldi. Ellili yaşlarının sonunda, hâlâ spor yapan, gülüşüyle sokağı aydınlatan, yalnız yaşayan biriydi. Mahallede “herkesin derdini dinler” diye nam salmıştı.Cumartesi öğleden sonrasıydı. Leana aynanın karşısında son bir kez kendine baktı. Üzerinde hafif bol, beyaz bir crop top ve yüksek belli, açık renk kot şort vardı – rahat ama yine de kendini iyi hissettiren bir kombin. Gözlüklerini taktı; hem okurken hem de not alırken daha ciddi göründüğünü düşünüyordu. Saçlarını dağınık bir topuz yaptı, küçük sırt çantasına not defterini, kalemini ve telefonunu koydu. Kalbi biraz hızlı atıyordu. “Ya sıkıcı bulursa? Ya konuşmak istemezse?” diye düşündü ama sonra omuz silkti. “En kötü ne olabilir ki?”Kapıyı çaldı. Kerem Bey kapıyı açtığında yüzünde tanıdık, sıcak bir gülümseme belirdi. “Leana! Hoş geldin küçük hanım. Proje günü mü geldi?” diye sordu, sesinde muzip bir ton vardı. Leana gülerek başını salladı. “Evet, beni kurtarır mısınız Kerem Amca?” Kerem Bey kahkaha attı. “Kurtarmak mı? Seni dinlemekten başka ne yapabilirim? Gel içeri, çay koyuyorum.”Salon ferah ve sade döşenmişti. Duvarlarda birkaç eski plak kapağı, bir köşede gitar, diğer köşede eski model bir kahve makinesi. Leana koltuğa oturdu, telefonu ses kaydına aldı ve söze girdi: “Kerem Amca, ben bu projede mahalledeki değişimi anlamaya çalışıyorum. Siz buraya ne zaman taşındınız, o zamanlar nasıldı?”Kerem Bey çay bardaklarını masaya koyarken anlatmaya başladı. “Ben buraya 2001’de taşındım, daha doğrusu döndüm. Öncesinde şehir dışında çalışıyordum. O zamanlar sokakta çocuklar top oynardı, akşamları kapı önlerinde oturulur, herkes birbirinin halini hatırını sorardı. Şimdi herkes kapısını kapatıyor, kulaklık takıp yürüyor. Ama yine de bu apartman hâlâ biraz eski usul. Senin gibi gençler arada gelip iki laf ediyor, o da yetiyor.”Leana not alırken gülümsedi. “Peki siz genç kızları nasıl buluyorsunuz? Yani… sokaklarda gördüğünüzde dikkatini çeken şeyler oluyor mu hâlâ?” Kerem Bey bir an durdu, sonra kahkaha attı. “Bak şimdi, dürüst olayım mı? Tabii ki oluyor. Güzel bir gülüş, kendine güvenli bir yürüyüş, gözlük takıp da zeki görünmeye çalışan biri… Mesela şu an karşımda oturan biri gibi.” Leana’nın yanakları hafif kızardı ama bozuntuya vermedi. “Yani beni sokakta görseniz dönüp bakar mıydınız?”Kerem Bey gözlerini kısarak baktı. “Dönüp bakmak mı? Kızım, senin gibi biri geçse kaldırımda herkes döner. Ama bakmakla yetinirdim, o kadar.” Leana kahkaha attı, ortam birden daha samimi bir havaya büründü. “Tamam, itiraf kabul edildi” dedi ve konuyu değiştirdi. “Peki gençken kız arkadaşlarınızla nasıl tanışırdınız? Şimdi gibi uygulamalar yoktu herhalde.”Kerem Bey arkasına yaslandı, eski günleri yâd eder gibi. “Yoktu tabii. Mahallede görürdük, göz göze gelirdik, sonra bir bahane bulurduk. ‘Sigara ister misin?’, ‘Bu plak var mı sende?’ gibi saçma şeyler… Ama en güzeli, gerçekten konuşmaya başladığında karşındakinin gözlerinin içine bakmak. O an anlardın, bu iş olacak mı olmayacak mı.”Leana dinlerken içinden “Ne kadar farklıymış” diye geçirdi. “Şimdi herkes mesaj atıyor, yüz yüze konuşmak lüks gibi” dedi. Kerem Bey başını salladı. “Aynen öyle. Ama biliyor musun, senin gibi biri gelip kapımı çalıp ‘Bana hayatınızı anlatır mısınız?’ dediğinde, o eski günlerin sıcaklığı geri geliyor. Değerini bil kızım, bu kadar cesur olma hali az bulunuyor.”Sohbet uzadıkça Leana’nın notları doldu taştı. Kerem Bey’den mahallenin eski düğünlerini, komşuların birbirine yemek taşımasını, yaz akşamları açık havada sinema gösterilerini dinledi. Saatler geçti fark etmeden. Sonunda Leana kalktı. “Kerem Amca, inanılmaz teşekkür ederim. Bu proje için en güzel röportaj sizinki olacak.”Kerem Bey kapıya kadar uğurlarken “Ne zaman istersen gel, çay içmeye” dedi. Leana gülümseyerek çıktı. Merdivenlerden inerken kendi kendine mırıldandı: “Belki bir dahaki sefere sadece çay içmeye gelirim.”

Yorumlar kapatıldı.