Üvey Ablam Beni Azarlıyor Ben de Onu Sikiyorum
Zoey Uso, sarı saçlarını öfkeyle geriye atarak mutfağa daldığında ev yine tam bir savaş alanıydı. Lavabonun içinde birikmiş tabaklar, tezgâhın üstünde kurumuş yemek artıkları, yerde ezilmiş cips paketleri… Üstelik salonda Max’in oyun kumandaları, kirli çorapları ve boş enerji içeceği kutuları öylece duruyordu. Zoey’nin mavi gözleri kısıldı, dolgun dudakları sinirle büzüldü.“MAX! Hemen buraya gel!” diye bağırdı. Sesi evin duvarlarında yankılandı.Max odasından ağır ağır çıktı. Üzerinde sadece gri bir boxer ve eski bir basketbol tişörtü vardı. Saçları karışık, yüzünde o klasik umursamaz gülümseme. 19 yaşındaydı ama hâlâ ergen gibi davranıyordu. Zoey ise 22’sinde, evin bütün yükünü çeken, part-time çalışan, düzeni sağlamaya çalışan biriydi.“Yine ne var abla?” dedi Max, kollarını açarak. Sanki hiçbir şey olmamış gibi.Zoey kollarını göğsünün altında kavuşturdu. Bu hareketiyle dar beyaz atleti iyice gerildi, büyük göğüsleri belirginleşti. Max’ın gözleri bir an oraya kaydı ama hemen toparlandı.“Ne mi var? Üç gündür aynı bulaşıklar duruyor! Lavabo kokuyor, yerler yapış yapış. Sen ne yapıyorsun bütün gün? Oturup oyun mu oynuyorsun, yoksa bütün gün odanda… başka şeyler mi yapıyorsun?”Max sırıttı. “Özel hayatıma karışma Zoey.”“Özel hayat mı? Bu evde yaşıyorsun! Ben alışverişe gidiyorum, çamaşır yıkıyorum, ortalığı topluyorum. Senin yaptığın tek şey dağınıklık bırakmak!”Max bir adım yaklaştı. “Belki de biraz yardıma ihtiyacın vardır… farklı bir türden.”Zoey kaşlarını çattı. “Ne saçmalıyorsun sen?”Max’ın sesi alçaldı, gözleri Zoey’nin göğüslerinden yüzüne kaydı. “Biliyorsun işte… Seni izliyorum. O sarı saçların, o kalçaların, hele o göğüslerin… Bazen kapıyı aralayıp bakıyorum.”Zoey’nin yanakları kızardı. Hem öfkeden, hem de utançtan. Ama aynı zamanda tuhaf bir heyecan hissetti. Yasak olduğunu bildiği bir heyecan.“Defol odana Max. Bu iğrenç.”Ama Max durmadı. Bir adım daha attı, aralarında neredeyse hiç mesafe kalmamıştı. Zoey tezgâha yaslandı, kaçacak yeri yoktu.“İğrenç mi?” dedi Max fısıldayarak. “O zaman neden kalbin bu kadar hızlı atıyor? Neden gözlerin başka yere bakmıyor?”Zoey yutkundu. Gerçekten de nefesi hızlanmıştı. Max’ın sıcak nefesini boynunda hissediyordu. Kokusu başını döndürüyordu; genç, terli, maskülen…“Ben… ablanım Max. Üvey de olsa…”“Üveyiz zaten,” dedi Max, eli yavaşça Zoey’nin koluna dokunurken. Zoey titredi ama elini çekmedi.“Dur,” diye fısıldadı.Ama sesi inandırıcı değildi.Max’ın dudakları boynuna değdi. Küçük bir öpücük. Zoey inledi, istemeden. Max bunu duyunca cesaretlendi. Elleri Zoey’nin beline kaydı, onu kendine çekti. Göğüsleri Max’ın göğsüne bastırıldı. İkisi de nefes nefese kalmıştı.“İstersen dururum,” dedi Max. “Ama istemediğini biliyorum.”Zoey gözlerini kapadı. İçindeki mantık sesi “hayır” diye bağırıyordu ama vücudu çoktan teslim olmuştu. Max’ın elleri atleti yukarı sıyırdı. Sutyeni ortaya çıktı, siyah dantelli, göğüslerini zar zor zapt ediyordu. Max sutyeni yukarı itti, büyük meme uçları özgür kaldı. Ağzını birine götürdü, emmeye başladı. Zoey başını geriye attı, tezgâha tutundu.“Max… yapma… ama… durma…”Max diğer elini Zoey’nin eteğinin altına soktu. Külotu ıslanmıştı. Parmakları içeri kaydı, Zoey’nin inlemeleri yükseldi. Zoey de boş durmadı; elini Max’ın boxer’ına soktu, sertliğini avuçladı. Yavaşça sıvazladı, başını okşadı.“Bunu mu istiyordun bütün gün?” diye sordu Zoey, sesi titrek.“Evet… seni istiyorum abla.”Zoey eteğini sıyırdı, külotunu kenara çekti. “Hadi… gir içime. Ama çabuk ol, annemiz-babamız eve gelmeden.”Max boxer’ını indirdi. Penis sert ve hazırdı. Zoey tezgâha oturdu, bacaklarını açtı. Max tek hamlede içine girdi. Zoey yüksek sesle inledi, tırnaklarını Max’ın omuzlarına geçirdi. Mutfak tezgâhı her itişte sallanıyordu.Ritim hızlandı. Max derinlere girip çıkarken Zoey’nin göğüsleri şiddetle sallanıyordu. Max onları avuçladı, sıktı, meme uçlarını ısırdı. Zoey zevkten kendinden geçmişti.“Daha sert… evet… öyle… Max!”Max hızlandı, kalçaları Zoey’nin kalçalarına çarpıyordu. Sesler mutfakta yankılanıyordu; ıslak, ritmik, yasak.Zoey birden kasıldı. “Geliyorum… geliyorum Max!”Orgazm dalgası vücudunu sardı, bacakları titredi, gözleri kapandı. Max da dayanamadı; birkaç güçlü hamleyle içine boşaldı. İkisi de birbirine sarılmış, nefes nefese kaldı.Birkaç dakika sonra Zoey Max’ı itti. Yüzü kızarmış, saçları dağılmıştı.“Bu… bir daha olmayacak,” dedi titrek bir sesle.Max sırıttı, boxer’ını çekerken. “Tabii abla… tabii.”Ama gözlerindeki bakış bambaşka şeyler söylüyordu.Zoey göğüslerini kapattı, eteğini düzeltti. Mutfak hâlâ dağınıktı ama artık o dağınıklığın başka bir anlamı vardı. Bundan sonra her azar, her kavga, bambaşka bir oyunun başlangıcı olacaktı.Ve Zoey, içten içe bunu istediğini biliyordu.